Other Translations: Deutsch , English , Français , Lietuvių kalba , ру́сский язы́к , Srpski
From:
Atirekāni Sattasuttāni
22. Dhammacakkappavattanasuttaṁ
Namo tassa Bhagavato Arahato Sammāsambuddhassa x 3
Evaṁ me sutaṁ:
Ekaṁ samayaṁ bhagavā bārāṇasiyaṁ viharati isipatane migadāye. Duydum ki Kutlu Kişi bir seferinde Benares’te İsipatana’daki Geyik Parkı’nda konaklamıştı.
Tatra kho bhagavā pañcavaggiye bhikkhū āmantesi: Burada beş münzeviye hitap etti:
“Dveme, bhikkhave, antā pabbajitena na sevitabbā. "Ev hayatını terk edip keşiş olan bir kişinin uzak durması gereken iki aşırı uç vardır.
Katame dve? Nedir bunlar?
Yo cāyaṁ kāmesu kāmasukhallikānuyogo hīno gammo pothujjaniko anariyo anatthasaṁhito, yo cāyaṁ attakilamathānuyogo dukkho anariyo anatthasaṁhito. İlki duyuları tatmin etmek uğruna kendini hazza adamaktır ki bu kabadır, sıradandır, soylu değildir ve herhangi bir kazanç getirmez. Diğeri ise kendine eziyet etmektir ki bu da acı verir, soylu değildir ve herhangi bir fayda sağlamaz.
Ete kho, bhikkhave, ubho ante anupagamma majjhimā paṭipadā tathāgatena abhisambuddhā cakkhukaraṇī ñāṇakaraṇī upasamāya abhiññāya sambodhāya nibbānāya saṁvattati. Tathāgata bu iki aşırılıktan da uzak durarak Orta Yol’u fark etmiştir. Bu yol içgörü ve bilgelik kazandırarak huzura, doğrudan bilgiye, kişisel uyanışa ve tüm bağlardan özgürleşmeye (Nibbāna) ulaştırır.
Katamā ca sā, bhikkhave, majjhimā paṭipadā tathāgatena abhisambuddhā cakkhukaraṇī ñāṇakaraṇī upasamāya abhiññāya sambodhāya nibbānāya saṁvattati? Peki Tathāgata tarafından keşfedilen, içgörü ve bilgelik kazandırarak huzura, doğrudan bilgiye, kişisel uyanışa ve tüm bağlardan özgürleşmeye ulaştıran Orta Yol nedir?
Ayameva ariyo aṭṭhaṅgiko maggo, seyyathidaṁ—Tam olarak Sekiz Basamaklı Soylu Yol’dur:
sammādiṭṭhi sammāsaṅkappo sammāvācā sammākammanto sammāājīvo sammāvāyāmo sammāsati sammāsamādhi. doğru (tam, eksiksiz, soylu) anlayış, doğru düşünce, doğru söz, doğru eylem, doğru yaşam, doğru çaba, doğru farkındalık ve doğru kıpırtısız konsantrasyon.
Ayaṁ kho sā, bhikkhave, majjhimā paṭipadā tathāgatena abhisambuddhā cakkhukaraṇī ñāṇakaraṇī upasamāya abhiññāya sambodhāya nibbānāya saṁvattati. İşte Tathāgata tarafından keşfedilen, içgörü ve bilgelik kazandırarak huzura, doğrudan bilgiye, kişisel uyanışa ve tüm bağlardan özgürleşmeye ulaştıran Orta Yol budur.
Idaṁ kho pana, bhikkhave, dukkhaṁ ariyasaccaṁ—Izdırap ilk soylu gerçektir keşişler:
jātipi dukkhā, jarāpi dukkhā, byādhipi dukkho, maraṇampi dukkhaṁ, appiyehi sampayogo dukkho, piyehi vippayogo dukkho, yampicchaṁ na labhati tampi dukkhaṁ—saṅkhittena pañcupādānakkhandhā dukkhā. Yeniden doğum ızdıraptır, yaşlanma ızdıraptır, ölüm ızdıraptır; keder, yas, acı, sıkıntı ve çaresizlik ızdıraptır; sevilmeyenle bir arada olmak, sevilenden ayrı olmak, istenilene ulaşamamak ızdıraptır. Kısaca tutunulan beş kümelenme ızdıraptır.
Idaṁ kho pana, bhikkhave, dukkhasamudayaṁ ariyasaccaṁ—Izdırabın kaynağını açıklayan soylu gerçek şudur keşişler:
yāyaṁ taṇhā ponobbhavikā nandirāgasahagatā tatratatrābhinandinī, seyyathidaṁ—Sürekli olarak var olmaya çalışmanın neden olduğu arzu ve ona eşlik eden tutku, şimdi şunun şimdi bunun tadını çıkarmak.
kāmataṇhā, bhavataṇhā, vibhavataṇhā. Kısacası duyusal hazları arzulamak, var olmayı arzulamak, yok olmayı arzulamak.
Idaṁ kho pana, bhikkhave, dukkhanirodhaṁ ariyasaccaṁ—Izdırabın sonlanmasını anlatan soylu gerçek şudur keşişler:
yo tassāyeva taṇhāya asesavirāganirodho cāgo paṭinissaggo mutti anālayo. Arzuların kendilerinden geriye tek bir iz bile bırakmadan sonlanması ve ortadan kalkması, arzuları bırakmak, onlardan vazgeçmek ve tek bir arzuya bile tutunmamak.
Idaṁ kho pana, bhikkhave, dukkhanirodhagāminī paṭipadā ariyasaccaṁ—Ve keşişler, bu da ızdırabın sonlanmasına ulaştıran yolu ve yöntemi açıklayan soylu gerçektir.
ayameva ariyo aṭṭhaṅgiko maggo, seyyathidaṁ—Sekiz Basamaklı Soylu Yol:
sammādiṭṭhi
sammāsaṅkappo
sammāvācā
sammākammanto
sammā-ājīvo
sammāvāyāmo
sammāsati
sammāsamādhi.
‘Idaṁ dukkhaṁ ariyasaccan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu, ızdırabın soylu gerçeği.’
Taṁ kho pan’ “idaṁ dukkhaṁ ariyasaccaṁ” pariññeyyan-ti -
me bhikkhave pubbe ananussutesu dhammesu
cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi,
vijjā udapādi, āloko udapādi.
‘Taṁ kho panidaṁ dukkhaṁ ariyasaccaṁ pariññātan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Izdırap ile ilgili bu soylu gerçek tümüyle anlaşıldı.’
‘Idaṁ dukkhasamudayaṁ ariyasaccan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu, ızdırabın kaynağının soylu gerçeği.’
Taṁ kho pan’ “idaṁ dukkhasamudayaṁ ariyasaccaṁ” pahātabban-ti -
me bhikkhave pubbe ananussutesu dhammesu
cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi,
vijjā udapādi, āloko udapādi.
‘Taṁ kho panidaṁ dukkhasamudayaṁ ariyasaccaṁ pahīnan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu ızdırabın kaynağı bırakıldı.’
‘Idaṁ dukkhanirodhaṁ ariyasaccan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu, ızdırabın sonlanmasının soylu gerçeği.’
Taṁ kho pan’ “idaṁ dukkhanirodhaṁ ariyasaccaṁ” sacchikātabban-ti -
me bhikkhave pubbe ananussutesu dhammesu
cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi,
vijjā udapādi, āloko udapādi.
‘Taṁ kho panidaṁ dukkhanirodhaṁ ariyasaccaṁ sacchikatan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu ızdırabın nasıl sonlanacağı anlaşıldı.'
‘Idaṁ dukkhanirodhagāminī paṭipadā ariyasaccan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu, ızdırabın sonlanmasına ulaştıran soylu gerçek.'
Taṁ kho pan’ “idaṁ dukkhanirodhagāminī paṭipadā ariyasaccaṁ”
bhāvetabban-ti -
me bhikkhave pubbe ananussutesu dhammesu
cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi,
vijjā udapādi, āloko udapādi.
‘Taṁ kho panidaṁ dukkhanirodhagāminī paṭipadā ariyasaccaṁ bhāvitan’ti me, bhikkhave, pubbe ananussutesu dhammesu cakkhuṁ udapādi, ñāṇaṁ udapādi, paññā udapādi, vijjā udapādi, āloko udapādi. İçimde daha önceden duyulmamış şeyler konusunda bir bilgi ve sezgi doğdu, farkındalık ve aydınlanma oldu: 'Bu ızdırabın sonlanmasına ulaştıran soylu yol geliştirildi.'
Yāvakīvañca me, bhikkhave, imesu catūsu ariyasaccesu evaṁ tiparivaṭṭaṁ dvādasākāraṁ yathābhūtaṁ ñāṇadassanaṁ na suvisuddhaṁ ahosi, neva tāvāhaṁ, bhikkhave, sadevake loke samārake sabrahmake sassamaṇabrāhmaṇiyā pajāya sadevamanussāya ‘anuttaraṁ sammāsambodhiṁ abhisambuddho’ti paccaññāsiṁ. Henüz olanı olduğu gibi görme bilgim bu üç konuda, Dört Soylu Gerçek'i içeren bu on iki yolda yeterince berrak değilken bu yaşamdaki tanrılara, Māralara ve Brahmālara, bu kuşaktaki münzevilere ve brahminlere, devalara ve insanlara eşi benzeri bulunmayan mutlak aydınlanmaya ulaştığımı iddia etmedim.
Yato ca kho me, bhikkhave, imesu catūsu ariyasaccesu evaṁ tiparivaṭṭaṁ dvādasākāraṁ yathābhūtaṁ ñāṇadassanaṁ suvisuddhaṁ ahosi, athāhaṁ, bhikkhave, sadevake loke samārake sabrahmake sassamaṇabrāhmaṇiyā pajāya sadevamanussāya ‘anuttaraṁ sammāsambodhiṁ abhisambuddho’ti paccaññāsiṁ. Ne zaman ki olanı olduğu gibi görme bilgim bu üç konuda, Dört Soylu Gerçek'i içeren bu on iki yolda yeterince berrak hale geldi o zaman bu yaşamdaki tanrılara, Māralara ve Brahmālara, bu kuşaktaki münzevilere ve brahminlere, devalara ve insanlara eşi benzeri bulunmayan mutlak aydınlanmaya ulaştığımı beyan ettim.
Ñāṇañca pana me dassanaṁ udapādi: Ardından içimde şöyle bir bilgi ve sezgi doğdu:
‘akuppā me vimutti, ayamantimā jāti, natthi dāni punabbhavo’”ti. 'Zihnim yerinden oynatılamaz özgürlüğe ulaştı, doğum tükendi, bu hayatta herhangi bir varoluş boyutunda yaşanacak başka bir doğum kalmadı.'”
Idamavoca bhagavā. Kutlu Kişi bunları söylerken
Attamanā pañcavaggiyā bhikkhū bhagavato bhāsitaṁ abhinandunti. beş keşişin kalbi Kutlu Kişi'nin sözleriyle mutlulukla doldu.
Imasmiñca pana veyyākaraṇasmiṁ bhaññamāne āyasmato koṇḍaññassa virajaṁ vītamalaṁ dhammacakkhuṁ udapādi: Bu sözler dile dökülürken Saygıdeğer Koṇḍañña'nın Dhamma gözü açıldı, zihninde kusursuz Hakikat bilgisi uyandı ve artık biliyordu ki:
“yaṁ kiñci samudayadhammaṁ sabbaṁ taṁ nirodhadhamman”ti. "Doğasında doğmak olan her şeyin doğasında sona ermek de vardı."
Pavattite ca pana bhagavatā dhammacakke bhummā devā saddamanussāvesuṁ: Kutlu Kişi Dhamma Çarkı'nı harekete geçirdiğinde kutsal varlıklar bir ağızdan haykırdılar:
“etaṁ bhagavatā bārāṇasiyaṁ isipatane migadāye anuttaraṁ dhammacakkaṁ pavattitaṁ appaṭivattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”ti. "Eşsiz Dhamma Çarkı Kutlu Kişi tarafından İsipatana'da, Benares yakınındaki Geyik Parkı'nda harekete geçirildi ve evrendeki hiçbir keşiş, brahmin, tanrı, Māra, Brahmā ya da bir başka varlık artık onu durduramaz."
Bhummānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā cātumahārājikā devā saddamanussāvesuṁ:
“etaṁ bhagavatā bārāṇasiyaṁ isipatane migadāye anuttaraṁ dhammacakkaṁ pavattitaṁ, appaṭivattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”ti.
Cātummahārājikānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Tāvatiṁsā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Tāvatiṁsānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Yāmā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Yāmānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Tusitā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Tusitānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Nimmāṇaratī devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Nimmāṇaratīnaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Paranimmitavasavattino devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Paranimmitavasavattīnaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Brahmapārisajjā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Brahmapārisajjānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Brahmapurohitā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Brahmapurohitānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Mahābrahmā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Mahābrahmānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Parittābhā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Parittābhānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Appamāṇābhā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Appamāṇābhānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Ābhassarā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Ābhassarānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Parittasubhā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Parittasubhānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Appamāṇasubhā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Appamāṇasubhānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Subhakiṇhakā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Subhakiṇhakānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Vehapphalā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Vehapphalānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Avihā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Avihānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Atappā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Atappānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Sudassā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Sudassānaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Sudassī devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Sudassīnaṁ devānaṁ saddaṁ sutvā
Akaniṭṭhakā devā saddam-anussāvesuṁ:
“Etaṁ Bhagavatā Bārāṇasiyaṁ Isipatane Migadāye,
anuttaraṁ Dhammacakkaṁ pavattitaṁ,
appativattiyaṁ samaṇena vā brāhmaṇena vā
devena vā mārena vā brahmunā vā kenaci vā lokasmin”-ti.
Itiha tena khaṇena tena layena tena muhuttena yāva brahmalokā saddo abbhuggacchi.
Ayañca dasasahassilokadhātu saṅkampi sampakampi sampavedhi, appamāṇo ca uḷāro obhāso loke pāturahosi atikkamma devānaṁ devānubhāvanti. O anda bir şimşek çakması kadar kısacık bir zamanda Dhamma Çarkı'nın harekete geçmesiyle Brahmā Dünyası ve on bin dünyadan oluşan tüm evren sistemi bir depremle sarsıldı. Tüm tanrıların ışıltısının ötesinde sınırsız ve yüce bir ışık evrene yayıldı.
Atha kho bhagavā imaṁ udānaṁ udānesi: Bunun üzerine Kutlu Kişi konuştu:
“aññāsi vata bho, koṇḍañño, aññāsi vata bho, koṇḍañño”ti. "Gerçekten de Koṇḍañña anladı! Koṇḍañña da biliyor!"
Iti hidaṁ āyasmato koṇḍaññassa “aññāsikoṇḍañño” tveva nāmaṁ ahosīti. Böylece Saygıdeğer Koṇḍañña, Bilge Koṇḍañña (aññāsikoṇḍañño) olarak adlandırıldı.