Other Translations: Deutsch , English , Lietuvių kalba , Polski , ру́сский язы́к , Srpski
From:
Saṁyutta Nikāya 22.59 Konulara Göre Düzenlenmiş Suttalar 22.59
6. Upayavagga
Anattalakkhaṇasutta "Ben-değil"in Nitelikleri
Ekaṁ samayaṁ bhagavā bārāṇasiyaṁ viharati isipatane migadāye. Duydum ki Kutlu Kişi bir seferinde Benares'te, İsipatana'daki Geyik Parkı'nda konaklamıştı.
Tatra kho bhagavā pañcavaggiye bhikkhū āmantesi: Burada beş izdeşe hitap etti:
“bhikkhavo”ti. "İzdeşler!"
“Bhadante”ti te bhikkhū bhagavato paccassosuṁ. "Saygıdeğer Efendimiz!" diye yanıtladı izdeşler.
Bhagavā etadavoca: Bunun üzerine Kutlu Kişi şunları söyledi:
“Rūpaṁ, bhikkhave, anattā. "İzdeşler, beden 'ben' değildir.
Rūpañca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissa, nayidaṁ rūpaṁ ābādhāya saṁvatteyya, labbhetha ca rūpe: Çünkü beden ben olsaydı ızdıraba yol açmazdı ve kişi bedenden şunları bekleyebilirdi:
‘evaṁ me rūpaṁ hotu, evaṁ me rūpaṁ mā ahosī’ti. 'Bedenim böyle olsun, bedenim şöyle olmasın.'
Yasmā ca kho, bhikkhave, rūpaṁ anattā, tasmā rūpaṁ ābādhāya saṁvattati, na ca labbhati rūpe: Fakat beden ben olmadığı için ızdıraba sebep olur ve kimse bedeni şuna zorlayamaz:
‘evaṁ me rūpaṁ hotu, evaṁ me rūpaṁ mā ahosī’ti. 'Bedenim böyle olsun, bedenim şöyle olmasın.'
Vedanā anattā. İzdeşler, hisler 'ben' değildir.
Vedanā ca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissa, nayidaṁ vedanā ābādhāya saṁvatteyya, labbhetha ca vedanāya: Çünkü hisler ben olsaydı ızdıraba yol açmazdı ve kişi hislerden şunları bekleyebilirdi:
‘evaṁ me vedanā hotu, evaṁ me vedanā mā ahosī’ti. 'Hislerim böyle olsun, hislerim şöyle olmasın.'
Yasmā ca kho, bhikkhave, vedanā anattā, tasmā vedanā ābādhāya saṁvattati, na ca labbhati vedanāya: Fakat hisler ben olmadığı için ızdıraba sebep olur ve kimse hisleri şuna zorlayamaz:
‘evaṁ me vedanā hotu, evaṁ me vedanā mā ahosī’ti. 'Hislerim böyle olsun, hislerim şöyle olmasın.'
Saññā anattā …pe… İzdeşler, algılar 'ben' değildir.
saṅkhārā anattā. İzdeşler, zihinsel kurgular 'ben' değildir.
Saṅkhārā ca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissaṁsu, nayidaṁ saṅkhārā ābādhāya saṁvatteyyuṁ, labbhetha ca saṅkhāresu: Çünkü zihinsel kurgular ben olsaydı ızdıraba yol açmazdı ve kişi algılardan şunları bekleyebilirdi:
‘evaṁ me saṅkhārā hontu, evaṁ me saṅkhārā mā ahesun’ti. 'Zihinsel kurgularım böyle olsun, zihinsel kurgularım şöyle olmasın.'
Yasmā ca kho, bhikkhave, saṅkhārā anattā, tasmā saṅkhārā ābādhāya saṁvattanti, na ca labbhati saṅkhāresu: Fakat zihinsel kurgular ben olmadığı için ızdıraba sebep olur ve kimse zihinsel kurguları şuna zorlayamaz:
‘evaṁ me saṅkhārā hontu, evaṁ me saṅkhārā mā ahesun’ti. 'Zihinsel kurgularım böyle olsun, zihinsel kurgularım şöyle olmasın.'
Viññāṇaṁ anattā. İzdeşler, bilinç 'ben' değildir.
Viññāṇañca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissa, nayidaṁ viññāṇaṁ ābādhāya saṁvatteyya, labbhetha ca viññāṇe: Çünkü bilinç ben olsaydı ızdıraba yol açmazdı ve kişi bilinçten şunları bekleyebilirdi:
‘evaṁ me viññāṇaṁ hotu, evaṁ me viññāṇaṁ mā ahosī’ti. 'Bilincim böyle olsun, bilincim şöyle olmasın.'
Yasmā ca kho, bhikkhave, viññāṇaṁ anattā, tasmā viññāṇaṁ ābādhāya saṁvattati, na ca labbhati viññāṇe: Fakat bilinç ben olmadığı için ızdıraba sebep olur ve kimse bilinci şuna zorlayamaz:
‘evaṁ me viññāṇaṁ hotu, evaṁ me viññāṇaṁ mā ahosī’ti. 'Bilincim böyle olsun, bilincim şöyle olmasın.'
Taṁ kiṁ maññatha, bhikkhave, Ne düşünüyorsunuz izdeşler?
rūpaṁ niccaṁ vā aniccaṁ vā”ti? Beden kalıcı mı yoksa geçici mi?"
“Aniccaṁ, bhante”. "Geçici, Saygıdeğer Efendimiz."
“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vā taṁ sukhaṁ vā”ti? "Peki geçici olan şey mutluluk mu verir ızdırap mı?"
“Dukkhaṁ, bhante”. "Izdırap verir Saygıdeğer Efendimiz."
“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vipariṇāmadhammaṁ, kallaṁ nu taṁ samanupassituṁ: "Peki geçici olan, ızdırap veren ve değişime tabi olan şeyin şu şekilde kabul edilmesi uygun mudur?
‘etaṁ mama, esohamasmi, eso me attā’”ti? 'Bu benim, bu ben, bu benim benliğim.'"
“No hetaṁ, bhante”. "Kesinlikle hayır Saygıdeğer Efendimiz."
“Vedanā … "Ne düşünüyorsunuz izdeşler? Hisler kalıcı mı yoksa geçici mi?"
saññā … "Ne düşünüyorsunuz izdeşler? Algılar kalıcı mı yoksa geçici mi?"
saṅkhārā … "Ne düşünüyorsunuz izdeşler? Zihinsel kurgular kalıcı mı yoksa geçici mi?"
viññāṇaṁ niccaṁ vā aniccaṁ vā”ti? "Ne düşünüyorsunuz izdeşler? Bilinç kalıcı mı yoksa geçici mi?"
“Aniccaṁ, bhante”. "Geçici, Saygıdeğer Efendimiz."
“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vā taṁ sukhaṁ vā”ti? "Peki geçici olan şey mutluluk mu verir ızdırap mı?"
“Dukkhaṁ, bhante”. "Izdırap verir Saygıdeğer Efendimiz."
“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vipariṇāmadhammaṁ, kallaṁ nu taṁ samanupassituṁ: "Peki geçici olan, ızdırap veren ve değişime tabi olan şeyin şu şekilde kabul edilmesi uygun mudur? '
‘etaṁ mama, esohamasmi, eso me attā’”ti? Bu benim, bu ben, bu benim benliğim.'"
“No hetaṁ, bhante”. "Kesinlikle hayır Saygıdeğer Efendimiz."
“Tasmātiha, bhikkhave, yaṁ kiñci rūpaṁ atītānāgatapaccuppannaṁ ajjhattaṁ vā bahiddhā vā oḷārikaṁ vā sukhumaṁ vā hīnaṁ vā paṇītaṁ vā yaṁ dūre santike vā, sabbaṁ rūpaṁ: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ. "İzdeşler! İşte bu sebeple geçmişte, gelecekte ve şimdiki zamanda ortaya çıkmış kaba ya da ince, içsel ya da dışsal, talihli ya da talihsiz, uzak ya da yakın herhangi bir beden doğru bilgelikle ve hakikate uygun olarak şu şekilde kabul edilmeli: 'Bu benim değil, bu ben değil, bu benim benliğim değil.'
Yā kāci vedanā atītānāgatapaccuppannā ajjhattā vā bahiddhā vā …pe… yā dūre santike vā, sabbā vedanā: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ. İzdeşler! İşte bu sebeple geçmişte, gelecekte ve şimdiki zamanda ortaya çıkmış kaba ya da ince, içsel ya da dışsal, talihli ya da talihsiz, uzak ya da yakın herhangi bir his doğru bilgelikle ve hakikate uygun olarak şu şekilde kabul edilmeli: 'Bu benim değil, bu ben değil, bu benim benliğim değil.'
Yā kāci saññā …pe… İzdeşler! İşte bu sebeple geçmişte, gelecekte ve şimdiki zamanda ortaya çıkmış kaba ya da ince, içsel ya da dışsal, talihli ya da talihsiz, uzak ya da yakın herhangi bir algı doğru bilgelikle ve hakikate uygun olarak şu şekilde kabul edilmeli: 'Bu benim değil, bu ben değil, bu benim benliğim değil.'
ye keci saṅkhārā atītānāgatapaccuppannā ajjhattaṁ vā bahiddhā vā …pe… ye dūre santike vā, sabbe saṅkhārā: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ. İzdeşler! İşte bu sebeple geçmişte, gelecekte ve şimdiki zamanda ortaya çıkmış kaba ya da ince, içsel ya da dışsal, talihli ya da talihsiz, uzak ya da yakın herhangi bir zihinsel kurgu doğru bilgelikle ve hakikate uygun olarak şu şekilde kabul edilmeli: 'Bu benim değil, bu ben değil, bu benim benliğim değil.'
Yaṁ kiñci viññāṇaṁ atītānāgatapaccuppannaṁ ajjhattaṁ vā bahiddhā vā oḷārikaṁ vā sukhumaṁ vā hīnaṁ vā paṇītaṁ vā yaṁ dūre santike vā, sabbaṁ viññāṇaṁ: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ. İzdeşler! İşte bu sebeple geçmişte, gelecekte ve şimdiki zamanda ortaya çıkmış kaba ya da ince, içsel ya da dışsal, talihli ya da talihsiz, uzak ya da yakın herhangi bir bilinç doğru bilgelikle ve hakikate uygun olarak şu şekilde kabul edilmeli: 'Bu benim değil, bu ben değil, bu benim benliğim değil.'
Evaṁ passaṁ, bhikkhave, sutavā ariyasāvako rūpasmimpi nibbindati, vedanāyapi nibbindati, saññāyapi nibbindati, saṅkhāresupi nibbindati, viññāṇasmimpi nibbindati. İzdeşler! Bunu gören, doğrudan bilgiye ulaşmış soylu bir izdeş bedenin, hislerin, algıların, zihinsel kurguların ve bilincin kurgusal algısının ötesine geçerek bunların gerçek doğasını kavrar ve bunlardan uzaklaşır.
Nibbindaṁ virajjati; virāgā vimuccati. Vimuttasmiṁ vimuttamiti ñāṇaṁ hoti. Uzaklaştığında dünyaya dair tutkuları solup gider. Tutkuları solup gittiğinde zihni özgürleşir. Özgürlüğe ulaştığında özgürlüğe ulaştığının bilgisi oluşur.
‘Khīṇā jāti, vusitaṁ brahmacariyaṁ, kataṁ karaṇīyaṁ, nāparaṁ itthattāyā’ti pajānātī”ti. Bilir ki 'Zihnim yerinden oynatılamaz özgürlüğe ulaştı, doğum tükendi, bu hayatta herhangi bir varoluş boyutunda yaşanacak başka bir doğum kalmadı.'"
Idamavoca bhagavā. Kutlu Kişi bunları söyledi.
Attamanā pañcavaggiyā bhikkhū bhagavato bhāsitaṁ abhinanduṁ. Beş izdeş Kutlu Kişi'nin sözlerinden derin bir mutluluk duydu.
Imasmiñca pana veyyākaraṇasmiṁ bhaññamāne pañcavaggiyānaṁ bhikkhūnaṁ anupādāya āsavehi cittāni vimucciṁsūti. u sözler dile döküldüğünde beş izdeşin zihni kusurlarından arındı, tutkularından ve bağlarından tümüyle özgürleşti ve o an itibariyle artık dünya üzerinde altı arhat vardı.
Sattamaṁ.